Op. Dr. Egemen Koyuncu
Genel Jinekoloji

Sigara ve alkolün meme kanserinde rolü var mı, yoksa abartıyor muyuz?

24 Mart 2026
Sigara ve alkolün meme kanserinde rolü var mı, yoksa abartıyor muyuz?

Ne yazık ki hiç abartmadığımız söyleyerek söze başlamak isterim. Belki öncelikle tütün ürünleri kullanımının menopoz yaşını 1.5-4 yıl arasında erkene çektiğini söylemek gerekir. Yumurta yıkımını artıran bu alışkanlığın akciğer, meme ve mesane başta olmak üzere ve diğer kanserlerin risklerini artırdığını hepimiz biliyoruz.

      Tüm dünyada normal popülasyonda %12 yani sekiz kadında bir meme kanseri görüyoruz. Burada ailede meme kanseri varsa genetik riskin ağırlığı ailede yakın akrabada birden fazla meme kanseri varlığında artmış kabul edilir. Meme kanseri nedenselliğinin %10-15’i genetik faktörle geri kalan %85-90’ı ise çevresel faktörlerle ilgilidir.

      Sigara kullanımı olan kadınlarda sekiz kadında bir olan risk, 6 kadında bir olarak belirlenmiştir. Aynı şekilde haftada 2 gün 2 şer kadeh alkol alımı da riski benzer biçimde 6-7 kadında bire çıkarır. Alkol miktarının artışı riski de değiştirecektir. Alkolün sinir hücrelerini yok edişi ile zihinsel olarak yaşam kalitesini bozması ve demanstaki rolünü de unutmamak gerekiyor. Uyku kalitesini mutlak bozan alkol kullanımı bu açıdan da beyni ve metabolizmayı olumsuz etkiler.

      Aslında yaşam biçimi değişikliklerinin yani sağlıklı beslenme, düzenli kas çalışma ve kardio, iyi uyku, sağlıklı sosyalleşme, stress yönetimi ve alışkanlıkların yönetimi birarada düşünülmelidir. Tütün ürünleri, alkol, madde kullanımı ve şeker bağımlılığı alışkanlıkları ifade eder ve bu olumsuz halin temelinde hangi duygunun yattığını ve neyi çözmeye çalıştığımızı iyi anlamak gerekiyor. Alışkanlıklar bir noktada başlar ve sonra devamı doğalmış gibi yaşamın bir parçası olarak ancak yaşamı tehdit ederek devam eder.

      Hayatta edindiğim en önemli felsefelerden biri hiçbirimizin istemediği bir davranış biçimine zorlanamayacağı gerçeğidir. Hal bu iken farkındalığın oluşması ve kişinin olumsuz alışkanlıklarını kontrol edebilme isteği en önemli andır. Eğer kendimiz bırakamıyorsak bunu bir irade problemi olarak algılamak haksızlık sayılabilir. O zaman yardım almayı önceleyebilmek de bir irade başarısıdır. Bilişsel terapi, homeoterapi ve akupunkturun bu konuda başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

      Yeter ki isteyelim, sağlıklı yaşam için bizim payımıza düşen konularda başaramayacağımız hiçbir kalemin olmadığını bilmek yolun aydınlanması ve ümidin doğduğu yerdir.

En Son Blog Yazıları

Kadın sağlığı bir yolculuk; gençlikten menopoza, her adımda yanınızdayız.

Çünkü sağlık, her kadının en doğal hakkıdır.