Öncelikle progesteron konusunda samimi fikrimi söylemek isterim; progesteron beyin dokusunda bir incidir, ve rahim içi doku ve meme başta olmak üzere östrojenin çoğaltıcı, artırıcı etkilerini karşılayan bir sakinleştiricidir. Özellikler östrojen dominansının olduğu, metabolik sendrom, obesite başta olmak üzere hücre dengesinin sağlanması görevini üstlenir.
Menopozda hormon replasman tedavisinde rahimi olan kadınlarda mutlaka östrojen ve progesteron beraber verilir. Rahimi bir nedenle alınmış kadınlarda ise progesteron rutin bir öneri değildir. Ancak özellikle perimenopoz ve menopoza bağlı duygu durum zorluklarının iyileştirilebilmesi ve uykunun dengelenmesinde çok önemli bir yeri vardır ve eklenmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Bioeşdeğer progesteron kavramı mikronize progesteronu tanımlayan ve bitkisel kolesterolden üretilen ve premenopoz ve menopozal hormon replasman tedavisinde tüm dünyada ilk basamak tercihtir. Ancak sentetik progesteronlar arasında mikronize progesteron kadar sevdiğimiz ve doğala en yakın progesteron olan ‘didrogesteron’un hakkını teslim etmek gerekir. Mikronize progesteron %5-10 olasılıkla ruhsal kaygı halini ve gerginliği artırabilir, daha az olasılıkla da ertesi sabah ve bazen biraz daha uzun bir vakit uyku ve halsizlik yapabilir. Bu durumda ya da doğrudan hormon replaman tedavisinde didrogesteron tercih edilebilir ve güvenle kullanılabilir. Hatta aşırı kanama meyli olan perimenopozal kadınlarda da kanama nedeni aydınlatıldıktan sonra her iki progesteron tipi de kullanılabilir. Ancak progestan ağızdan öneride sadece gece yatarken alınabildiği için çoklu doz önerisinde sabah ya da öğleden sonra dozu vaginal yoldan kullanılmalıdır. Bu yolu tercih etmek istemeyen kadınlar için didrogesteron iyi bir seçenektir.
Sonuç olarak mikronize progesteron kadar didrogesteron da güvenle kullanılabilir ve her iki preparat da ülkemizde rahatlıkla ulaşılabilir konumdadır.
Kadın sağlığı bir yolculuk; gençlikten menopoza, her adımda yanınızdayız.
Çünkü sağlık, her kadının en doğal hakkıdır.