Gelelim menopozda cinselliğe…
Belki de en başta şunu söylemeliyiz: Yaşla fertilite devam etse de cinsel istek azalıyor. Bazı kadınlarda ise özellikle menopozun ilk yıllarında menopozla beraber %15 cinsel istek artıyor (gebe kalma korkusunun azalması, yaşam kaygısının azalması, kendi istek ve yaşamına daha çok sahip çıkma arzusu…)
Bir yandan vaginal doğum yapmış olmak dezavantaj olabiliyor. Normal yaşamda mastürbasyonla %94 orgazma ulaşırken 2 ya da daha fazla doğumda bu oran %65 e düşüyor. Menopoz sonrası azalan veya yok olan hormonların etkisi ile bu grupta cinsel istek ve haz sorunları da daha sık görülebiliyor.
Ve menopozun en büyük sorunlarından biri olan vaginal kuruluğun yarattığı ağrılı cinsel ilişki, genitoüriner sendromun bir parçası olan idrar yolu kuruluğu ve tekrar eden idrar yolu enfeksiyonları da kadını cinsellikten soğutuyor. Nihayetinde hiçbir kadın ızdırap haline gelen bir tecrübeyi yaşamak istemiyor.
Özellikle belirtmek istediğim bir konu da cinselliğin eğitim düzeyi ile doğru orantılı bir ilişkisi olmasıdır. Menopozla ilgili de olsa üreme döneminde de olsak eğitim düzeyi cinselliği olumlu etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Gelelim biraz hormon fizyoloji ya da eksikliğinin cinsel işlev bozukluklarındaki yerine; premenopozdan itibaren dalgalanan östrojen düzeyleri perimenopozun son zamanlarında giderek azalıyor ve menopozla beraber yok oluyor. Burada tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum: menopozda yumurtalarımız tükeniyor ve östrojen-progesteron ikilisini kaybediyoruz. Ancak yumurtalık dokumuz kalıyor. Testosteron yumurtalık dokusundan salındığı için libidoyu yöneten hormon olarak sistemden kayboluyor ve yıllarca azalarak da olsa devam ediyor. Burada şanssız olan grup elbette cerrahi olarak yumurtalıkları alınan kadınlar ki onlar testosteron eksikliğini de östrojen ve progesteron kaybı ile beraber aniden yaşıyorlar. Hal bu iken vücut eşdeğer hormon replasmanı alabilen ya da isteyen kadınlarda tedavinin en büyük yararı öncelikle vaginal kuruluğun engellenerek ağrılı cinsellik deneyimini ortadan kaldırmaktır. Almak istemeyen ya da tıbbi olarak alması mümkün olmayan kadınlarda da lokal östriol tedavisi, hyaluronik asit uygulamaları ve en büyük çözüm yollarından biri olan erbium laser uygulamaları yapılabilir. Burada özellikle belirtmem gerekir ki, estrojen replasmanı doğrudan libidoyu artırmıyor, menopozal semptomların başta vaginal kuruluk olmak üzere rahatlaması kadının ruhsal, fiziksel ve zihinsel iyilik halinin artması belki de cinselliğe artık bir yer açabilmek, üzerine düşünmek, korkmadan deneyimlemek ve çifte özel ilişki alanını koruyup canlandırma fırsatı veriyor.
Testosteron tedavisinin cerrahi menopoz dışında doğal menopozda hemen gerekmediği muhakkaktır. Önceden belirttiğimiz gibi senelerce testosteron azalarak da olsa salınacaktır. Libido çok azaldı ve testosteron düzeyleri de normalin altına indi ise testosteron da ciltten uygulanabilir. Ancak benim bu yazıyı kaleme aldığım bugün henüz kadına ait bir testosteron preparatı yoktur (İngiltere ilk defa bir ürün çıkarıyor, ancak kendi hekimleri reçete etmeden oradan alamıyoruz). Erkekler için üretilen testosteron dozlarının ancak 1/10’u kadınlar için uygundur. Yan etki olarak kalıcı ses kalınlaşması, tüylenme ve klitoris büyümesi yapabilir ve mutlaka doğru doza ulaşana den 4-6 hafta aralıklarla kan düzeyleri ile takip edilmelidir. Menopozda hormon replasmanında testosteron tedavisi FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından sadece libido azlığı endikasyonu için onaylıdır. Yararını bilsek de henüz kaslarımız, kemiklerimiz, bilişsel fonksiyonlarımız ve zihinsel iyilik hali için kullanım onayı yoktur.
Bence menopozal dönemin en zor üç konusu; cinsel işlev bozuklukları (ağrılı cinsellik, libido azlığı ve cinsel haz bozukluları), uyku ve anksiyete-depresyon meseleleridir. Bu bağlamda cinselliğin pek çok değişkeni olan bir durum olduğunu ve mucize bir ilaçla ya da tek başına hormon replasman tedavisi ile düzelemeyeceğini bilmemiz mühimdir.
Kadının partneri ile çok iyi anlaşması ve iyi dost olması iyi bir cinselliğin anahtarı olamaz. Yaşamın getirdiği pek çok güçlük çiftin ilişkisini her anlamda zedeleyebilir ya da güçlendirebilir. En önemli sorular belki şöyle sıralanabilir?
*Sevişmek için mi sevişiyoruz yoksa isteyerek ve doyuma ulaşmak için mi?
* Ne kadarımızın cinselliği oyunlar ve fantezilerle süsleniyor, yoksa
kabaca görevimizi mi yerine getiriyoruz?
*Partnerimizin ihtiyaç ve istekleri yanısıra o da bizim taleplerimizi önemsiyor mu ya da dürüstçe ifade edebiliyor muyuz?
*Yaşam önceliklerimizi belirlerken cinsellik hangi su-ırada ya da gerçekten önceliğimizde var mı?
*Yaşam boyu cinsellik bizim için ne ifade ediyor, ya da menopozdan çok önce öncelik sırasında nerede idi?
*Sorun hissettiğimiz alanlarda profesyonel destek almak bize iyi gelir mi ya da ister miyiz? Yoksa akışına bırakmak daha mı kolay gelir?
Bu sorulara dürüstçe yanıt verebiliyorsak çözüme yakın olabiliriz. Pek çok teknik desteği yanısıra cinsel işlev bozuklukları ile ilgili profesyoneller ile görüşmek, yayınları, kitapları, sosyal medya platformlarını (elbette eğitimi itibarı ile bu iş ile ilgilenen profesyonellerden gelen bilgileri) derlemek inanın karar verme ve çözme noktasında çıkış yoluna bizi kolay ya da zor ulaştıracaktır.
Çok sevgilerimle…
Kadın sağlığı bir yolculuk; gençlikten menopoza, her adımda yanınızdayız.
Çünkü sağlık, her kadının en doğal hakkıdır.